9 Ekim 2012 Salı

Deneme



SAHİ, BEN NEDEN YAZIYORUM ANNE?

Bana neden yazdığımı soruyorlar anne, yazarlar “neden” yazar? Bu o kadar zor, o kadar basit, o kadar karmaşık, o kadar yalın bir soru ki…
Kimine göre yarına kalmanın en saygın yolu yazmak, kimine göre kendini tanımanın, kimine göre özgürlük istemenin, kimine göre arkadaşları tarafından daha çok sevilmenin, kimine göre kendini dinletmenin… Peki, ben neden yazıyorum anne?
Sözcüklerin ve insanın gizlerinin bilimin tüm olanakları kullanılarak çözüldüğü, reklamcıların şiirin koynundan çaldıklarıyla iş gördüğü bir dünyada sözcüklere yanaşmak katlanılmaz değil mi? Böylesi bir yüzyılda susmak en büyük samimiyet göstergesi derken yakalıyorum bazen kendimi. Bildikçe tükenen, konuştukça eksilen diye bitiriyorum öykülerimi… Ben neden yazıyorum, kime ne anlatmak istiyorum? Yazmaya başladığım günden bu yana öykülerimde bir resim gizli anne... Geçmişime, yalnızlığıma, cellatlara, itilmişlere, eksik kadınlara, yaralı çocuklara, yalnızlara, çoğunluk olduğu için güçlü olduğunu düşünenlere kurduğum dünyanın sokaklarından sesleniyorum. Kiminde gözyaşlarına boğuluyorum, kiminde gırtlak gırtlağa savaşıyorum, sonunu asla bilmediğim dünyaların peşine düşüyorum. Bazen yazarken yazarken çocukluk evimizin korkuluksuz balkonuna varıyorum, babamın kendi elleriyle yaptığı evimizin. Balkondan aşağı büyülü bir uçurum sarhoşluğuyla eğiliyorum. Kardeşlerim bambaşka düşlerin peşinde, senin gölgen dikiş makinasına eğik, bakıyorum bakıyorum da anne, uçurumun dibinde başka çocukların ölümlerini görüyorum. İnsanlar sokaklarda dolaşıp yaşama karışırken, kimi kederlenip kimi coşarken uçurumun dibine bakıyorum, öyle… Ki gördüklerim nedense aklımdan silinmiyor, kalbim tanıklık etmenin acısıyla dağlanırken, unutmak istiyorum bazen, çok, hem de çok. Sonra ben de biraz ölüyorum onlarla birlikte. Öyle her zaman kederli değilim, koşup oynayıp deli gibi güldüğüm de oluyor. Ama o balkondan eğildim mi… Usul usul ölmeye katlanmak için yazıyorum belki…
Düşünüyorum da bir yazıyı eşsiz kılan onun içinden uç veren samimiyettir. Bu günlerde en çok bu tür yazıları seviyorum, özlüyorum. Yarına kalmakmış, dünyayı değiştirmekmiş, insan olmanın büyülü anahtarı... Dönüşüm bu samimiyetle başlıyor bence. Kendimle kaldığım zamanlarda- yazarken- bilinmez yanımla karşılaşmak şaşırtıyor beni, seziyorum bu görünen benim karanlığım, çoğu insan yaşam tarafından sınanarak karanlığıyla yüzleşirken, ben sözcüklerin arasına karışarak yaşıyorum bunu, böylece değiştiremediklerime arkamı dönüyorum. Kendi karanlığımı tanımayı dış dünyayı tanımanın yolu sayıyorum.  Belki kendimden geçerek dünyaya dokunmak için yazıyorum, ne dersin anne?
 Bir de amansız bir düşbazım ben, doymuyorum düşlere, oyunlarla hayata bağlanıyorum. Kedere belenmiş yanım kadar güçlü düşbaz yanım; afacan, gözünü budaktan sakınmayan yanım… Ender bulunan mücevherini sakınan bir milyoner gibi sakınıyorum bu yanımı. Düşbaz yazarlara yaslanıp zevkle coşmasını sağlıyorum.  Ah, kurmacada oyun ne tatlı, ne eğlenceli avuntudur bir bilsen anne? Gerçeğe karşı güç kazanmak, ona katlanabilmek için oyunlara karışıyorum. Yoksa bir düşünsene, ölümü bekleyerek yaşamaya yazgılı zavallılarız biz, ne bahtsızlık değil mi? Bunu unutarak yaşayanlara şaşıyorum, bir çocuğun bunaltıcı yaz akşamında komşu evde gördüğü ölünün ayaklarına bakışı gibi merak ve korkuyla bakıyorum katı bedenlere. Kim bilir belki ölüm acısına katlanmak için yazıyorum.
Kimi zaman da yinelen bir ses kalbimden vuruyor beni, yalnız onun melodisini, bir kez daha duyabilmek, onu görünür kılabilmek için yazıyorum. Dilin müziği en çok şiirde gizli. Dalga sesleri yaratmak için Dalgalar romanını yazan Virginia Woolf’ u hatırlasana…
Ah anne bana neden yazdığımı soruyorlar. İnsanı ve hayatı anlamak için de yazıyor olabilirim demek istiyorum, sanki bu mümkünmüş gibi… Kırk yıldır kapı aralarından konuşmalarınızı dinlemekteyim. Kafam hep böyle şeylerle dolu olduğu için uydurmak da kolay oluyor. Ezbere bildiğim bu sözlere edebi bir biçim verdim o kadar,* da demek istiyorum.
Sahi, ben neden yazıyorum anne? 

Şenay EROĞLU AKSOY

*Yeraltından Notlar
Dostoyevski

Bu yazı İzafi Dergisi'nde yayımlanmıştır."Yazarlar Neden Yazar"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder